İçeriğe geç
  • Dolar 49,5796 ▲ %0,08
  • Euro 55,6314 ▲ %0,08
  • Sterlin 66,1808 ▲ %0,32
  • Gram Altın 6.566,78 ▼ %0,44
  • Çeyrek Altın 10.729,43 ▼ %0,70
  • Gümüş 91,09 ▲ %0,15
  • Bitcoin 4.038.917 ▼ %0,99
  • BIST 100 11.616,27 ▲ %1,63

Sağlık

Meme kanserinde erken tanı uyarısı: Türkiye'de günde 70 kadına tanı konuluyor

Meme kanserinde erken tanı uyarısı: Türkiye'de günde 70 kadına tanı konuluyor

Türkiye'de her gün ortalama 70 kadın meme kanseri tanısı alıyor. Uzmanlar, 40-69 yaş arası kadınlara iki yılda bir ücretsiz mamografi yaptırmaları çağrısında bulundu.

Meme kanseri, kadınlarda en sık rastlanan kanser türleri arasında yer alıyor. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın (IARC) verilerine göre Türkiye'de her yıl yaklaşık 25 bin kadına bu hastalığın tanısı konuyor. Bu rakam, günde ortalama 70 kadının meme kanseri teşhisi aldığına işaret ediyor.

Diken'de yayınlanan habere göre, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği üyesi hekimler, 1-31 Ekim "Meme Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında basın toplantısı düzenledi. Derneğin yönetim kurulu üyesi Doç. Dr. Tülay Eren, hastalığın sık görülmesine karşın erken teşhis ve uygun tedaviyle birçok hastada başarılı sonuçlar alınabildiğini, hatta tam iyileşmenin mümkün olduğunu ifade etti.

Eren, tarama programlarının amacının hastalığı belirtiler ortaya çıkmadan önce tespit etmek olduğunu vurguladı. Ulusal kanser tarama programı çerçevesinde 40-69 yaş arası kadınlara iki yılda bir mamografi önerildiğini belirten Eren, bu işlemin Sağlık Bakanlığı'na bağlı KETEM adlı kanser tarama merkezlerinde ücretsiz yapıldığını aktardı. Eren, "Bütün kadınlarımıza seslenmek istiyorum: Lütfen bir şikâyetinizin olmasını beklemeyin. Kendinizi sağlıklı hissetmeniz, taramaya ihtiyacınız olmadığı anlamına gelmez. Taramanızı ertelemeyin. Erken tanının sağlayabileceği fırsatları kaçırmayın." dedi.

Dernek olarak mesajlarının açık olduğunu dile getiren Eren, "Meme kanserinden korkmak yerine bilinçlenelim. Yanlış inanışların değil, bilimin rehberliğinde hareket edelim. Çünkü erken tanı hayat kurtarır, doğru tedavi yaşamı değiştirir." şeklinde konuştu. Eren, ülkede bu alandaki bilimsel gelişmeleri bilen ve uygulayan değerli hekimler bulunduğunu belirterek, hastalara sosyal medyadaki doğrulanmamış iddialara, kulaktan dolma bilgilere veya bilimsel temeli olmayan yöntemlere değil, kendilerini takip eden uzman hekimlere güvenmeleri tavsiyesinde bulundu.

Meme kanseriyle ilgili yanlış bilgilerin kadınların mamografiyi ertelemesine, biyopsiden korkmasına ya da kanıtlanmamış yöntemlere yönelmesine yol açabildiğini söyleyen Eren, doğru bilgi için Türk Tıbbi Onkoloji Derneği'nin takip edilmesini önerdi. Tıbbi onkoloji uzmanları Prof. Dr. Handan Onur Topuzlu, Prof. Dr. Gül Başaran, Prof. Dr. Yeşim Eralp, Prof. Dr. Özlem Sönmez ve Prof. Dr. Başak Oyan Uluç da hasta ve yakınlarına bu çağrıyı yaptı.

Uzmanlar toplantıda şu noktalara dikkat çekti: Hastaların büyük bölümünde belirgin aile öyküsü bulunmuyor; aile öyküsü olmayan kadınlar da düzenli taramalara katılmalı. Meme kanseri tek tip bir hastalık değil; tedavi tümörün biyolojik özelliklerine ve evresine göre kişiselleştiriliyor. Hormon tedavileri, hedefe yönelik akıllı ilaçlar ve modern yaklaşımlar sayesinde uygun hastalarda kemoterapi dışı seçenekler de mevcut. Ancak kemoterapi tamamen ortadan kalkmadı; ihtiyaç duyan hastalar bulunabiliyor. Sağkalım oranı yüzde 90-95'lere ulaşabiliyor.

Tümörün genetiğinin incelenmesiyle hem tedavi yol haritası çıkarılabildiğini hem de nüks ihtimalinin hesaplanabildiğini belirten uzmanlar, bu sayede tedavilerin bireyselleştirildiğini, başarı şansının arttığını ve gereksiz ilaç kullanımının önüne geçildiğini ifade etti. Bitkisel tedavilerin onkologları zorlayan bir konu olduğuna dikkat çeken uzmanlar, bir ürünün 'doğal' olmasının 'güvenli' olduğu anlamına gelmediğini vurguladı. Hekim önerisi dışında tüketilen bitkilerin kanser ilaçlarıyla etkileşime girebileceğini, doz ayarı olmayan bitkilerin karaciğerde ciddi hasara yol açabileceğini ve ölüme giden tablolar oluşturabileceğini kaydetti. Bilimsel etkinliği kanıtlanmamış ürünlerin standart tedavinin yerine kullanılmaması gerektiği belirtildi.

Meme kanseri tedavisinin tamamlanmasının sağlıklı yaşam ve düzenli takip sürecinin başlangıcı olduğunu aktaran uzmanlar, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme, kilo kontrolü ve önerilen hekim takiplerinin yaşam kalitesini artırdığını ve hastalığın tekrarlama riskini azalttığını söyledi. Risk faktörlerine değinen uzmanlar, vakaların yüzde 80'inde hastalığın sebebinin bilinmediğini, yüzde 5-10'unun kalıtsal olduğunu; obezite, hareketsiz yaşam, dengesiz beslenme, düzenli alkol ve sigara kullanımının riski artırdığını ifade etti.

Her 100 kadın hastaya karşılık bir erkekte meme kanseri görüldüğünü belirten uzmanlar, erkeklerde hastalığın genellikle 60-70 yaş civarında ortaya çıktığını ve erkeklerin de memelerini düzenli kontrol etmesi gerektiğini söyledi. Meme kanserinin erken evrede tipik belirtiler göstermediğini vurgulayan uzmanlar, kadınların 20 yaşından itibaren düzenli olarak memelerini kontrol etmesini önerdi. Kendi kendine muayene, hekim muayenesi ve mamografinin erken tanı için birlikte yapılması gerektiğini belirten uzmanlar, kitlenin ele gelmesi için en az 1 cm olması gerektiğini, tümörün bu büyüklüğe yaklaşık iki yılda ulaştığını, taramada amacın tümörü milimetre düzeyindeyken yakalamak olduğunu aktardı.

Mamografide kullanılan düşük doz radyasyonun riskinin, önerilen tarama yaşlarında erken tanının sağladığı yararla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden uzmanlar, mamografide alınan radyasyon dozunun günlük hayatta alınandan fazla olmadığını ifade etti. Türkiye'de meme kanserinin görülme yaşının Batı ülkelerinden daha düşük olduğuna dikkat çeken uzmanlar, Batı'da ortalama 60 yaş olan hastalığın Türkiye'de ortalama 47-49 yaş arasında görüldüğünü, yani en sık 50 yaşın altındaki kadınlarda ortaya çıktığını belirtti. 40 yaşından sonra risk faktörlerine göre yılda bir veya iki yılda bir mamografi çekilmesi önerilirken, daha sonraki mamografilere referans olması için 30-40 yaş arasında da bir kez çektirilmesi tavsiye edildi.

Vitaminlerin kanser tedavisinde 'şifa' olmadığını vurgulayan tıbbi onkologlar, hangi vitaminler eksikse onların yerine konulduğunu, fazladan alınan vitaminlerin fayda sağlamayabileceğini hatta hastalığın ilerlemesine neden olabileceğini söyledi. Tedavisi biten hastalar için en ucuz ve etkili reçetenin egzersiz olduğunu belirten uzmanlar, haftanın beş günü yarımşar saatlik hafif-orta tempolu yürüyüş ve haftada iki gün kas güçlendirici ağırlık egzersizinin nüks riskini belirgin şekilde azalttığını ifade etti. Akdeniz diyetinin en sağlıklı beslenme modellerinden biri olduğunu kaydeden uzmanlar, sebze, meyve ve zeytinyağı ağırlıklı bu beslenmede baklagiller, balık ve beyaz etlerin protein kaynağı olarak öne çıktığını, tahıllar ve kuruyemişlerin de temel bileşenler arasında yer aldığını aktardı.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…